USD49,00
%0.07
EURO55,77
%0.06
EURO/USD1,14
%0.01
Petrol98,77
%0.21
GR. ALTIN6.498,56
%0.28
BTC0,000000
%0
Rabia Bahçeci

Kayboluş

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zihnim allak bullak olmuş bir haldeydi artık. Kelimeler dönüp duruyordu kafamın içinde. Bir türlü toparlayamıyordu kendini öyle ya cümle olmaya gücü yetmiyordu. Anlamsız geliyordu her şey. Mecali kalmamıştı sözcüklerin. Kalsaydı eğer anlatırdım derdimi, günlerin geçip gitmesini beklemezdim.

Bekledikçe kelimeler daha da bulanıyordu zihnimde cümleler ise benim için çoktan tükendi. Anlatmaya çalıştığım dertler ise yumak oldukça güçlendi.

Bense giderek ağırlaştığımı biliyor; işin içinden çıkamıyordum. Aynalar yalan söylemez diyorlardı, geçiyordum ben de bir aynanın karşısına bedenimi görüyordum. Görüyordum evet ama; kırılmış hissediyordum. Param parça olmuştu bedenim. Ayna göstermeye kıyamasa da hissettiriyordu yaşanmışlıklarım.

24 yaşın getirdiği gençlik heyecanı da kalmamıştı artık yüzümde. Hayat benim için cansızlaşıyordu. Yorgun bakıyordu gözlerim. Saçlarım ise tel tel beyazlıyordu. Bense beni o hale getiren gecenin hüznünden bir an olsun kopamıyor giderek bir boşluğun ortasında kayboluyordum.

Az çok anımsamadığım o gün de ben yine;

Yorgundum. Artık düşünmeye bile gücüm kalmadı.

Halsizdim. Bir otobüsün camına yasladım başımı. Kulağımda sözlerini dahi anımsamadığım bir şarkı çalıyor.

Gidiyorum. Belki de dönen tekerlekler götürüyor bir yerlere. Varmak istemiyorum, biliyorum ki gideceğim yer daha da acıtacak canımı. Yaklaşıyorum ve giderek büyüyor kaygılarım.

Yağmur yağıyor damlalar süzülüyor otobüsün camından. Nerede olduğumu görmek için parmağımla dokunuyorum cama. Üşütüyor, tıpkı aklıma gelen yorgun düşüncelerim gibi. Bakıyorum etrafıma herkes ne de mutlu. Sadece izliyorum…

Aklıma geliyor gülüşlerin. Ben yemek hazırlarken balkonun camından izleyişin geliyor aklıma. Özledikçe kahroluyorum. Yol ilerliyor fark ediyorum ki, yağmurun arasına karışmış gözyaşlarım. Etrafımdakilerin “otobüste ağlamakta cesaret ister” sözleriyle irkiliyorum.

Rastgele bir durakta iniyorum. Varacağım yere yarım saatlik bir mesafe var. Yağmur taneleri ritmini kaçırmış gibi iniyor gökyüzünden. Müzikse hala devam ediyor.

Yürüyorum. Üzerimde yağmura tedbiren hiçbir şey yok. Giderek ıslanıyorum. Kıyafetim artık kabul etmiyor yağmur sularını. Bir buluta dönüşüyorum. Üzerimden akıyor sular. Bense sıcaklığımı giderek kaybediyorum.

Pencereden bakıyor insanlar. Halimi gördüklerinde “Deli mi bu? Bu havada dışarıda ne işi var?” dediklerini hissediyorum. Aldırış etmiyor, yoluma devam ediyorum. Bir yandan da tenime değen her yağmur tanesinde giderek kayboluyorum.

Arabalar geçiyor yanımdan, tekerlekleri biriken suları üzerime atıyor. Simsiyah kıyafetim benekleniyor. Renk verir belki dünyama diyorum. Kahverengi çamur tanelerinden umut bekliyorum.

Yavaş yavaş yaklaşıyorum varmak istemesem de o yere. Tanıdık birkaç yüze denk geliyorum. Sesleniyorlar arkamdan aldırış etmiyorum. Adımlarım şaşmıyor hedefinden ve sonunda o yere ulaşıyorum.

Duruyorum öylece ve başımı kaldırdığımda yazılı taşla göz göze geliyorum. O gecenin tarihi var üzerinde. Aklımda ise son sözlerin;

“Sadece 2 dakika düzelse nefesim seni bırakıp gitmezdim.”

Kayboluş
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Acayip Bi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!