USD49,00
%0.06
EURO55,76
%0.05
EURO/USD1,14
%0.01
Petrol98,77
%0.21
GR. ALTIN6.499,61
%0.3
BTC0,000000
%0
Bahçeci Rabia
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İlla aynı dili konuşmak mı gerekir?

İlla aynı dili konuşmak mı gerekir?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan iletişimi dil aracılığı ile sağlar diye biliyor bir çoğumuz. Oysa kelimelerin yetersiz kaldığı zamanlarda anlamın sadece seslerle ifade edilmediğini, bazen bir bakışın, bazen bir jest ve mimiğin, bazen ise yalnızca kalp sesi ile aynı dili konuşmasak bile birbirimizi anlıyoruz. Bu da belki de insanlığın en güzel yanlarından biri. Sadece sözlerle değil yürekten gelen bir dil ile anlaşabilmek.

Öyle ki bazen bir bakış, bir gülümseme hiçbir sözcüğün karşılık bulamadığı bir zamanda biraz suskunluk, arka arkaya sıralanan sözcüklerden çok daha derin anlamlar taşıyabilir.

Bu nedenledir ki, dil farklılıkları, insanları ayırıyor gibi görünse dahi aslında insanlık için bir zenginlik kaynağıdır. Çünkü diller, ait olduğu kültürün, sahip olunan düşünce biçiminin veya aktarılan duygunun birer taşıyıcısıdır. Burada asıl mesele anlamaktır. Bunun da ötesinde anlaşabilmek.

Aynı dili konuşmasak da anlaşabilmeyi başardığımız o anları hayatımın belki de en güzel günleri olan umre ziyaretim üzerinden anlatmak istiyorum.

Farklı dillerden, kültürlerden, kıtalardan milyonlarca insanın bir araya geldiği benim de gördüğümde mahşer alanı gibi hissettiğim kutsal topraklarda kalabalığın arasında kaybolurken aynı dili konuşmadığımız insanlarla sadece beden diliyle iletişim kuruyorduk.

Etrafımızdaki herkes yabancıydı. Aynı zamanda herkes birbirini çok yakından tanıyor gibiydi. O kalabalığın içerisinde hiç tanımadığınız birinin gözlerine bakarak bir anlık anlaşma sağlayabiliyorduk.

Bir el hareketi, bir yön gösterme, bir gülümseme ile yapıyorduk bunu. İşte o an kelimeler gereksiz bir hale geliyordu. Her biri, bir başka insana yardım etmek, anlamak ve anlaşmak için yalnızca hislerini kullanıyordu.

Tüm bunlar aslında insanın içerisinde evrensel duyguları barındırdığının göstergesi değil mi?

Bir an için, dünya üzerindeki tüm sınırlar, diller ve kültürel farklılıklar kayboluyor. Sadece aynı evrende, aynı duygularla var olan tek bir insan vücudu haline dönüşüyorsunuz. Bir insanın gözlerindeki yorgunluğu ya da o anki huzuru hissedebiliyorsunuz. Sanki birbirinize kelimelerle değil de ruhla sesleniyorsunuz. Bu noktada iletişimin kalpten kalbe aktığını fark ediyorsunuz.

Duygularımda yanılıyor muyum bilmiyorum. Ama inanıyorum ki gerçek anlaşma, en derin duyguların kelimelerden bağımsız bir şekilde insandan insana geçtiği paylaşıldığı andır. İşte bu yüzden o kalabalıkta, binlerce insanın arasında yalnızca bir bakış bizim için belki de tüm dünyayı anlamaya ve anlatmaya yetti.

Sevgiyle…

İlla aynı dili konuşmak mı gerekir?
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Acayip Bi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!